8 Mayıs 2012 Salı

Ekonomik Politikaların Anayasa İle Sınırlandırılması

Dünya ekonomisi hızlı bir değişim trendi içerisinde bulunuyor. Latin Amerika’dan Uzak Doğu’ya uzanan bir dizi ülkede ekonomide serbestleşme, özelleştirme ve yerelleştirme reformları tüm hızıyla devam etmekte. Türkiye, 1980 sonrasında ekonomi alanında aldığı kararlar ve yaptığı uygulamalarla bu değişime ayak uydurmaya çalışıyor. Ülkemizde 1980’den günümüze ithal ikameci sanayileşme stratejisinden, dışa açık büyüme stratejisine; korumacı dış ticaret politikalarından, serbest ticarete; kapalı ekonomiden, Avrupa ile Gümrük Birliğini gerçekleştirmeyi ve Avrupa Birliği ile bölgesel ekonomik entegrasyona katılmayı hedefleyen bir ortama; bankacılık ve mali sektörde devlet müdahalelerinden, deregülasyona ve liberasyona doğru bir değişim yaşanıyor. Türkiye’de bu alanlarda çeşitli başarılar elde edilmesine karşın, ülkemiz ekonomisi uzun yıllardır ciddi ekonomik istikrarsızlıktan kurtulamıyor. Çünkü, siyasal istikrarsızlık ve bunun sonucu olan makro ekonomideki istikrarsızlık, Türkiye’nin gelişmesini engellemektedir.

Makro ekonomi yönetimindeki keyfiyeti ve popülizm, basiretsiz maliye politikalarının sonucu mali disiplin ve sorumluluk ahlakının bozulması, tutarsız para politikalarının sonucunda para arzının sürekli olarak genişlemesi ve bunun sonucunda giderek kronikleşen enflasyon ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik kaosu açık bir şekilde gözler önüne sermektedir. Ayrıca kamu borçlanmasında disiplinin yok olması ve iç borç yönetimindeki keyfiyet, borç ve faiz ödemelerinin sürekli genişlemesine neden olmaktadır. KİT’ler ve sosyal güvenlik kuruluşlarının da giderek iflasın eşiğine gelmeleri Türkiye ekonomisinde düzen, istikrar, disiplin ve sorumluluk ahlakı için önlemler alınmasını kaçınılmaz hale getirmiştir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder