29 Mayıs 2012 Salı

adnan şahin, şahin, adnan,

adnan şahin, şahin, adnan, Adnan Şahin ve Çeşitli Çalışmaların Etkisinde gözlemlenebilmenin oluşturması..

Bu taramanın yararları hakkında istatistik yorumlama söz konusu olduğunda Bilimsel tartışmalar yeni değil," Adnan Şahin , Akciğer Kanseri İttifak Başkanı ve CEO'su. "Bu çalışma, fayda ve zarar abartılı oynamak kötü oynamak gibi görünüyor.
Adnan Şahinin resimi google görseller http://www.kadinyasam.gen.tr/wp-content/uploads/2012/05/adnan-sahin-resimleri.png
Adnan Şahin Bu akciğer kanseri taraması için uygulanması bilimsel tartışmaların ötesine geçmenin zamanı gelmiştir, devam etti. Diğer saygın tıp toplumların verileri analiz ve daha olumlu bir destekleyici yaklaşım almış. Ayrıca, bu ülkede tıp merkezleri de enstitü kaliteli tarama programlarına düşünceli taşındı. Onlar bunu yapmak için doğru şey ve risk en aza indirilmesi ve faydanın maksimize ederken, etkin yapılabilir anlıyoruz.

Ayrıca Facebook Profili için inceleyiniz http://profile.ak.fbcdn.net/hprofile-ak-snc4/372734_560799525_606002830_n.jpgAdnan Şahin
Bugün, 100 siteleri üzerinden şimdi Ulusal Çerçeve ilkelerine ve kim akciğer kanseri taraması için aday mevcut kanıtlara dayalı net bir bilgi sunmayı taahhüt var. Bu siteler NCCN ve Uluslararası Akciğer Kanseri Erken Eylem Programı (I-ELCAP) deneyimli, multi-disipliner klinik ortamında tarama kalitesi, radyasyon dozu ve teşhis prosedürleri kontrol için kurallar hem dayalı kapsamlı standartlara uygun vardır.

25 Mayıs 2012 Cuma

Petlas’ı yeniden yaratan adam

Bu nedenle şim­di artık bütün büyükşehir belediyeleri, askeri araçlar, hatta yurtdışındaki bazı belediyeler Petlas kullanıyor.

Genel Müdür Adnan Şahin Petlas’ın faaliyet stratejisini şöyle sıralıyor:

“Petlas’ın stratejisi ve ana hedefi, Türkiye’deki lastik pazarından yüzde 20 pazar pay alan, ürettiğinin en az yüzde 30’unu yurtdışına satan, çalışanları ile bütünleşmiş, çağdaş bir kuruluş olarak kalitesiyle, satışıyla bir dünya firması ol­maktır. Petlas mevcut performansı ile bu hedefleri kolayca yakalayabilecektir.

Böylelikle, dünyada savaş uçağı lasti­ği üretip ihraç eden çok az sayıdaki ku­ruluştan birisi olarak ülkemizin, ekono­misine katkıda bulunacağız, hem de Tür­kiye’nin imajını yükselteceğiz. Bunun yanı sıra Kırşehir’e hayat vereceğiz ve Kombassan içinde de lokomotif bir ku­ruluş olacağız.”

Bir işçi ailesinin çocuğu olarak 1959 yılında doğan Petlas Yönetim Kurulu başkanı ve genel Müdürü Adnan Şahin, ilk, orta ve lise tahsilini Ankara’da ta­mamladıktan sonra, ODTÜ’den mezun oldu. Bir süre Suudi Arabistan’da bir firmada elektrik mühendisi olarak çalışmasının ardından, “Matematik model” üzerine mastır yapmak üzere İngiltere’ye gitti. Bir süre soma yurda dönüp, kı­sa dönem askerlik yapması gerekirken, kendi ifadesine göre, tanıdığı bir milletvekili aracılığı ile torpil bulup 18 ay askerlik yaptı.

Türkiye'nin gururu

Kuşkusuz bu durum Türkiye için bir gurur olacak. Çünkü dünyada sadece 10-15 tane uçak lastiği üreten firma var. Bu konuda Türk Silahlı Kuvvetleri ve Savunma sanayiini Güçlendirme Vakfı tarafından da destek­leniyoruz.”

Petlas, uçak lastiği dışında, ağır vası­talar ve zor yollarda kullanılan “Çapraz Kesim Lastik” çeşitleri üretiyor. Türki­ye’nin yıllık lastik tüketimi 14 milyon adet, bunun 2 milyonu ithal ediliyor. Tü­ketimin 3 milyonu “Çapraz Kesim” las­tiklerden oluşuyor ve Petlas bu pazardan yüzde 30 pay alıyor. Hızlı ve hafif araç­ların kullandığı “Radyal” lastik üretimi­ne başladığında Petlas’ın bu pazardaki payı daha da artacak. Üretimin yüzde 30’u İngiltere, İrlanda, Hollanda başta olmak üzere 45 ülkeye, dünya piyasa fi­yatlarıyla ihraç ediliyor. 199B yılında bu ihracattan, ülkeye 3 trilyon liralık döviz kazandıran Petlas’ın Genel Müdürü Ad­nan Şahin, üretimde ithal girdilerin payı­nın çok az olduğunu, bu nedenle ülkeye net döviz girişi kazandırdıklarını özellik­le vurguluyor.

Adnan Şahin, kendilerinden önceki dönemde yapılan testlerde, performansı en yüksek ürün olarak bulunduğu için bu gün de, büyük kentlerdeki toplu taşıma araçlarının da, Petlas lastiği kullanıldığı­nı belirterek, şöyle devam ediyor Adnan şahin:

“Bu konuda kimsenin aklına İslami sermaye çağrışımı gelmesin. Türk paza­rındaki lastikler sayın Nurettin Sözen, İs­tanbul Büyükşehir Başkanı iken bağım­sız bir ekip tarafından dayanıklılık testi­ne tabi tutulmuş. Sonuçta Petlas lastik­lerinin 70 küsur bin kilometre gittiği, ona en yakın olan lastiğin ise 42 bin kilomet­re gittiği tespit edilmiş.

yerli tek­nolojiyle üretilecek olan lastikler Adnan Şahin

Genel Müdür Adnan Şahin, Petlas’ın bugün kötü günleri geri de bırakmasının nedenleri arasında, çalışanların eğitilip, motive edilmesi dışında. 700 adet/gün olan lastik üretiminin 3000 adet/güne ve yüzde 10-30 arasında olan kapasite kul­lanımının, yüzde 60-93’e çıkartılması­nın, üretim aşamasında daha önceleri çok yüksek olan fire oranının, şimdi önemli ölçüde düşürülmesinin, dolayı­sıyla birim maliyetlerin gerilemesinin önemli yer tuttuğunu belirtiyor Adnan şahin.

Bugün Fantom, F-4, F-5 ve askeri kargo uçağı C-130 uçaklarına lastik üre­ten Petlas, F-16’lann lastiklerini yapmak için Hava Kuvvetleri Komutanlığıyla anlaşma yapmış bulunuyor. Ön lastikle­rin üretimi tamamlandı, arka lastikler de tamamlanmak üzere. Tamamen yerli tek­nolojiyle üretilecek olan lastikler, Mayıs ayında, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edilecek.

Ürettiği lastiklerin bir bölümünü ih­raç eden Petlas, bu alanda büyük bir be­ğeni kazanmış. Adnan Şahin bu konuda şöyle diyor:

“Yabancı kullanıcılar bizim lastikle­rin dünyanın en iyilerinden olduğunu, öteki ülkelerin lastikleri normalde 35-40 sorti yaparken, bizim lastiklerin 50-60 sorti yaptığını bizzat söylüyorlar. Çok yakında AQAP 110 Belgesi alacağız. Bu belgeyi aldığımızda NATO’nun stok lis­tesine gireceğiz. NATO devletlerine F- 16 lastiklerini ihraç edeceğiz.

24 Mayıs 2012 Perşembe

Kırşehir halkı tepki göstermiş

Bir Kamu İktisadi Teşekkülü olan Petlas, üretime başladıktan sonra bir türlü kara geçememiş. 5 Nisan 1994 kararlarının ardından fabri­kanın kapatılmasına karar verilmiş. İşsizliğin hakim olduğu Orta Anadolu’da güzide bir sanayi tesisi olan Petlas’ın kapatılmasına Kırşehir halkı tepki göstermiş. Bunun üze­rine aralarında üniversite öğretim üyelerinin de bulunduğu bir grup bilim adamına yö­netim kapatma dışında ne yapılabileceğini tespit için bir rapor hazırlamasını istemiş. Hazırlanan fizibilite çalışmasında yeni yatırımlar yapılması durumunda fabrikanın karlı bir şekilde işleyeceği rapor edilmiş. Zarar eden bir teşekküle yeni yatırımın yapılması uygun bulunmamış ve Petlas, Özelleştirme İdaresi tarafından satışa çıkarılmış. İhalele­rin birinde İran kökenli bir firmaya satılmış; ancak firma mali yükümlülüklerini yerine getirmiş.


Bir ara sembolik bir fiyata devredilmesi dahi gelmiş, ancak aha çıkmamış. 6 Mayıs 1997’de beşinci ihale sonunda Petlas en fazla parayı vereni Kombassan Holdinge devredilmiş. Kırşehir’in de dev bir alanda kurulu fabrika, bölgenin eko ve sosyal kalkınmasında önemli bir fonksiyon.

Fabrikanın sosyal tesisleri özelleştirmenin hemen Ahi Üniversitesinin kurulmasına katkı sağlamak için devredilmiş. Petlas’ın kısa hikayesi bu şekilde, irileştirilmesinin hemen ardından kara geçen Petlas geçmişini, bugününü ve geleceğini Genel Müdür Adnan Şahin anlattı.

ANADOLU’DA BÎR LASTİK DEVİ

1989 YILINDA ÜRETİME BAŞLAYAN PETLAS, YILDA 1 MİLYON LAS ÜRETECEK KAPASİTEYE SAHİP. HALEN 1050 KİŞİNİN ÇALIŞTIĞI F- YENİ YATIRIMLARLA BİRLİKTE İŞÇİ SAYISI 2000’E ULAŞACAK...

Petlas'ın kurulmasına 1974 yılında Kıbrıs barış harekatının hemen ardından gelen ABD ambargosu üzerine karar verilmiş. Savunma sanayii alanında dı­şa bağımlılığı azaltmak ve Türkiye’nin ayaklan üzerinde durmasını sağla­mak amaçlanmış. Zamanın hükümeti Kırşehir’e bir lastik fabrikası kurulma­sını kararlaştırmış. Temeli 31 Ocak I977’de o dönemde Başbakan olan Süleyman Demirel tarafından atılmış.

Petlas’da ilk lastik üretimi ise ancak 1989 sonlarında gerçekleşmiş. Temel atma aşa­masından üretimin başladığı tarihe kadar Petlas’a planlanan yatırımın 10 katı kadar para harcanmış Adnan şahin. Faiz giderleri ve diğer harcamaları da dahil ettiğinizde yapılan harca­ma 854 milyon dolan buluyor. 1990’dan itibaren seri üretime başlayan Petlas’ın yıllık 1 milyon lastik üretecek kapasitesi bulunuyor. Ancak bugüne kadar hiçbir şekilde tam ka­pasite çalışması mümkün olmamış. Üretime başladıktan hemen sonra işletme sermayesi konusunda Petlas sıkıntılar yaşamış.

Mutluluk için tek ümit insan ilişkilerinde yatar Adnan Şahin yazıları

Antoine Saint-Exupery'nin sözü "Mutluluk için tek ümit insan ilişkilerinde yatar"

Gail Sheehy "Mutlu insanların yaşamlarını incelediğim zaman aralarında ortak nokta kendilerinin dışında bir amaca bağlılıklarıydı"

İnsan üzerine oldukça güzel ve etkileyici sözler söylemiş otoriteler...

Petlas Genel Müdürü adnan şahin kaliteli insan yetiştirmek istiyoruz. Çünkü insanın önce kendine özgüveni olması gerekir. Sonrada kaliteli bir yaşam dediği zaman aklıma hep bu sözler geldi.

Teknolojinin hızına yetişmek imkansız, yepyeni yönetim modelleri ortaya çıktı ve de bir biri ardına ilginç stratejiler üretiliyor.

Ama bir gerçek var ki, tartışmasız ve yıllardır hep bir numara.

O da "insan"

‘Kaliteli insan, kaliteli ürün’

Petlas Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Adnan Şahin, şirket olarak toplam kaliteye büyük önem verdiklerini belirterek, "İnsana yatırım yapıyoruz, çünkü kaliteli insan kaliteli ürün üretir" diyor.

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Milli lastik fabrikası

Bünyesinde 868 kişi barındıran Petlas, 144 bin metrekare kapalı olmak üzere, toplam iki milyon metrekare alan üzerine kurulmuş. 1.096.964 adet dış, 833.172 adet iç lastik, 15.222 adet uçak lastiği, 589.239 adet kolon ka­pasitesine sahip olan Petlas A.Ş., 1996 yılında 98 adet olan ürün çeşidini yüzde yüzün üzerinde bir artışla 194'e çıkarmayı ba­şarmış arasına Türkiye'nin milli lastik fabrikası Petlas da alınmıştı. 5 kez satılığa çıkarılan ancak çok yüksek oranlarda borcu olan ve yeterince verimli olmadığı söylenen Petlas'a, merkezi Konya'da bulunan Kom­bassan Holding talip oldu. Kombassan Holding Petlas'ı 1997 yılı­nın Mayıs ayında 35.7 milyon dolara satın almış ilk lastiğini üretmiş, 1990 yılında da seri üretime geç­mişli.

Ülkede yaşanan ekonomik sıkıntı­lar ve devletin sırtında yanlış yöne­tim ve eksik teknoloji nedeniyle bi­rer kambur olarak tabir edilen dev kuruluşların özelleştirilmesi günde­me gelmiş, özelleştirilecek kuruluş­ 1997 yılında özelleştirilerek Kombassan Holding bünyesine katılan Petlas, kapılarını basın mensuplarına açtı.

ZARARDAN İCARATA NASIL GEÇTİK?

Petlas’ın özelleştirme sürecinde bazı göstergedeki değişimleri: GSMH’ye katkı 1 trilyon 233 milyardan 5 trilyon 965 milyar liraya Net döviz katkısı 910 bin dolardan 5 milyon dolara ödenen vergiler 476 milyar liradan 1 trilyon 287 milyar liraya SSK ödemeleri 143 milyar liradan 76 milyar liraya Brüt ücret ödemesi 775 milyar liradan 4 trilyon 122 milyar liraya yükseldi. Bu arada üretim hurda oranı ise yüzde 5.4’den yüzde 1.8’e geriledi. Yatırım kapasitesini her geçen gün genişleten Petlas, bugün 57 ülkeye de lastik ihraç ediyor.

Teknik elemanların fabrika v€ üretilen ürün çeşitleri ile pazar alanları hakkında bilgi verdikleri sonra söz alan Petlas A.Ş. Genel Müdürü Adnan Şa­hin, bedava özelleştirilmek için Petlas'ı 35.7 milyon dolar vererek aldıklarını ve daha sonra yılmadan çalışarak Petlas'ı zarardan kurtarıp, kâr eden bir kuruluş haline getirdiklerini söyledi. Basın mensupları ertesi gün Petlas'ın üretim merkezlerini gez­diler.

Adnan şahin yazıları petlas kalite güvence sistemi

Petlas A.Ş. Genel Müdürü Adnan Şahin Petlas'ın Kalite Güvence Sistemi, uluslararası akretitasyona sahip bağımsız bir kurulu olan Alman RYVTUV firmasınca ISO 9001 standardı gereklerine gö­re tetkik edilerek onaylanmıştır.

Petlas, Temmuz 1999'da Tasarım, Geliştirme ve Üretim için, NATO kalite güvence gerekleri­nin yerine getirildiği onaylana­rak, Endüstriyel Kalite Güvence Seviye Belgesi AQAP-110 alma­ya hak kazanmıştır.Karşılığında kendi bün­yesine katmayı başardı. Aradan geçen 3 yıldan sonra Petlas kapılarını medyaya açtı.

"Petlas Özelleştiril­mesinin 3. Yılında" is­miyle 15-16 Haziran tarih­leri arasında bir program düzenlendi. Petlas A.Ş.'nin programına Türkiye'nin dört bir yanından gelen ço­ğunluğu basın mensubu toplam 240 kişi katıldı. 5 kafileye ayrılan konuklar Nevşehir'deki Dedeman Otelde konuk edildiler. Gündüz Nevşehir ve yöre­sindeki tarihi mekânları rehberler eşliğinde gezen konuklar, akşam yemeğin­de ses sanatçısı Emel Sayın'ı dinlediler.

Türk teknolojisi olan lastikler Adnan Şahin

Tamamını ürettik ancak, lisans aşamasındayız. Uluslararası Test Belgesi Almanca Türk teknolojisi olan bu lastikleri yetiştiremiyoruz. Şu anda fabrikamızda çalışmalarımız devam ediyor, bunu da sağlayarak seri üretime geçecek ve üretilen radyal lastiklerin çeşidinin ve serilerinin artırılması için makine kendi savaş uçaklarımızın lastiklerini kendi tesislerimizde üreterek ekoların siparişlerini verdik. Gelecek yeni makinalarla hem çeşit artacak hem ekonomiye çok önemli bir katkı sağlamış olacağız” dedi. Yapılan de serileri artacak” diye konuştu.

Kırşehir’de üretim yapan Petlas Lastik Fabrikası, Türk Hava Kuvvetleri’nin kullandığı F-16’ların lastiklerini üretmeye başladı. Petlas Genel Müdürü Adnan Şahin, fabrikada gerekli düzenlemelerin yapıl­masından sonra lastik üretiminin arttırılacağını söyledi.Halen Şahin Petlas'ın özelleştirilmesinin üstünden 3 yıl geçmiş olması­na rağmen, teşvik belgesi verilmiyor. Genel Müdür Adnan Şahin, teşvik belgesini teşvik almak veya kredi almak için değil, sadece yatırım yapmak için istediklerini söylüyor

22 Mayıs 2012 Salı

Petlas'ın yeni ortağı

Fakat lastik piyasası, bu ortaklıkla ilgili Continental-Earum'un adı geçiyor. Türkiye’de muhafazakar sermaye imajından dul ayı rahat nefes alama­yan Konbassan Holding dışarda sessiz sedasız ortaklıklara imza atı­yor. Konbassan yabancılarla son or­taklısını 1937 yılında özelleştirme- ilen 30:7 milyon dolara aldığı Petlas için yaptı.

Petlas'ın yeni ortağı Almanya'da lastik tire- ton ünlü bir firma. Geç­tiğimiz ocak ayınca atı­lan imzalar ortağın is­teği üzerine şimdiye kadar gizli tutuldu.

Alman Continental Petlas’a ortak oldu

Millennium 2001 binek, lastiği ile konforlu, ekonomik ve sessiz bir sürüş sağ­lamalarım hedeflediklerini belirten Genel Müdür ŞAHİN, PETLAS'in yeni binek otomobil lastiği.

Petlas için ünlü bir Alman firmayla ortaklık anlaşması yaptı. Geçen ocak ayında imzalanan anlaşma. Alman şirketin borsada işlem görmesinden dolayı gizlendi. Yapılan anlaşma karşılıklı ortaklık anlamına gelen "Cross Venture" şeklinde gerçekleşti. Ancak ortaklığın nasıl bir hisse paylaşımıyla olduğu açıklanmıyor. Alman ortağın adı da hala gizleniyor.

Çevre dostu lastik

Türkiye’nin en büyük lastik fabrikalarından birisi olan PETLAS, “MİLLENNİUM 2001” adı verilen yeni ürünü 14 jant binek otomobil lastiğini pazara sundu.

PETLAS Lastik Sanayi ve Ticaret A.Ş. Genel Müdürü Adnan ŞAHİN konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, PET­LAS Araştırma Geliştirme Birimi ta­rafından dizayn edilen ve üretilen, “MİLLENNİUM 2001” binek oto­mobil lastiği ile müşterilerinin tüm beklentilerini karşılamayı amaçla­dıklarını belirterek, özel blok diş yapısı ile her türlü yol şartlarında ve virajlarda maksimum tutunma sağlayan Millennium 2001’in özel omuz yapısı ile de gövdenin soğu­masına imkan tanıdığını söyledi.


21 Mayıs 2012 Pazartesi

Başarılı genel müdür

Petlas’ın genç Genel Müdürü Adnan Şahin, İzmir Fuarı'nda ilk defa bağımsız olarak yer alan Petlas'ın milli bir kuruluş olduğunu ve Türk lastiğini dünyaya tanıtmayı hedeflediklerini söyledi. Şahin, konvansiyonel lastik üretiminde son teknolojiyi kullandıklarını belirterek, üretimin yüzde 35‘inin Almanya, Yunanistan, İngiltere, İrlanda, İspanya, Belçika, Yeni Zelanda, Cibuti Cumhuriyeti, Papua Yeni Gine ve Uganda'ya ihraç edildiğini belirtti.

1997 yılında Kombassan Holding tarafından alınan Petlas'aözelleştirme yaradı. Bir yılda üretimini dörde katlayan Petlas, şimdi de Savaşan Şahin F-16‘ların lastiklerini üretmeye hazırlanıyor.

Siyasi iktidarların ekonomi üzerindeki kararları

Seçmen bizden umutsuzluk değil umut beklemektedir", sözüyle karşılık vermiştir. Diğer taraftan yine bu siyasi duayenimiz, bugün çalkantıları yapı-lan ve binlerce çalışanımızın yollara dökülmesine neden olan Sosyal Güvenlik Yasasını siyasi popülizm uğruna değiştirerek bugün batmakta olduğu söylenen Sosyal Sigortalar Kurumunun bu hale gelmesine katkıda bulunmuştur.

Onun için, kısaca belirtmemiz gerekirse, Türkiye’nin kuralsızlıktan, hukuksuzluktan, kalitesizlikten ve ahlaksızlıktan kurtulması için siyasi iktidarların ekonomi üzerindeki kararlarının mutlaka anayasal düzenleme ile sınırlandırılmasına ihtiyaç vardır, iyi bir sosyal düzen için; iyi bir sosyal sözleşmeye, iyi bir ekonomik düzen için; bu sosyal sözleşmenin bir bölümünü oluşturacak “Anayasal Ekonomik Düzenlemeye mutlaka gerek bulunmaktadır.

Ülkemizde siyasi popülizim

Siyasal iktidarlar yeniden seçilebilmeyi garantilemek ve sahip oldukları güç ve yetkiden mahrum kalmamak için makro ekonomi yönetiminde popülizme ve keyfiyete yönelerek harcama, vergileme, para basma ve borçlanma yetkilerini istismara yönelebilirler.

Görüşlerimi yukarıda açıklamaya çalıştığım siyasi popülizmin ülkemizde ne derece yaygın olduğunu, bugün siyasi kariyerinin en yüksek makamına çıkmış bir siyasetçimizin bir sözü ve bir uygulaması ile bitirmek istiyorum. Malum olduğu üzere bir seçim öncesi seçmene yapmış olduğu vaatleri, gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceği kendisine sorulduğunda “Vaatler önemli değildir. Eğer biz bu vaatleri yapmaz isek seçmen bize oy vermez

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Avrupa Birliği’nin Ekonomik Karar Sınırlamalarına Bakış Açısı

Avrupa Birliği’ne üye ülkeler 7 Şubat 1982 tarihinde Hollanda’nın Maastricht Kentinde toplanarak kentin adıyla anılan “Maastricht” Anlaşması’nı imzalamışlardır. Toplantıda alınan karar siyasal iktidarların ekonomi üzerindeki yetkilerinin sınırlandırılmasını içermektedir. Maastricht Anlaşması'nı incelememiz bugün bizim niçin ekonomik kararlarda bir anayasal sınırlamaya gidilmesi konusunda ısrarlı olduğumuzu açık bir şekilde ortaya koyacaktır.

Maastricht Anlaşması bizim şu önemli hususu anlamamıza yardımcı olmalıdır. Politikacılar, ekonomi üzerinde keyiflerince karar sahibi olamazlar. Ekonominin bazı genel kurallarına riayet edilmesi gerekir. Maastricht kriterleri ekonomik düzen ve istikrar için kurallar oluşturmaktadır. Üye ülkeler bu kriterlerle kendi ekonomi yönetimlerini sınırlamaktadırlar.

sosyal güvenlik sisteminde anayasal düzenlemeler

Diğer taraftan, devletin sosyal güvenlik alanındaki görev ve fonksiyonlarının ne olacağının Anayasalarda belirlenmesi pekala mümkündür. Kanaatimizce yapılacak anayasal düzenlemeler siyasal iktidarların sosyal güvenlik sistemini sürekli olarak politize etmelerinin (Örneğin, emeklilik yaşı ve süresini keyfi olarak azaltmaları veya yükseltmelerinin) önlenmesi için sosyal güvenlik sistemine ilişkin anayasal düzenlemeler mutlaka gereklidir. Bu konu başlı başına bir incelemeyi gerektirdiğinden önümüzdeki yazılarda incelenmesi düşünülmektedir.

* Ulusal paraların döviz kuru mekanizmasına dahil edilmesi, ulusal paranın döviz değişim oranının dalgalanmaya bırakılmaması kabul edilerek kur mekanizması içindeki değer değişimine sınırlama getirilmiştir (Değer değişimi +/- %15’i geçmemelidir).

Ülkeler arasında Ekonomik ve Parasal Birlik

Maastricht Anlaşması Avrupa Birliği’ne üye ülkeler arasında Ekonomik ve Parasal Birliğin oluşmasını hedeflemektedir. Ortaya konulan ilkeler şunlardır:

* Enflasyon oranlarına bir sınırlama getirilmiştir (Bir önceki yılda Birliğe üye ülkelerden en düşük enflasyona sahip olan üç ülkedeki enflasyon oranları ortalamasının %1.5’in- den daha fazla olmayacaktır).

Ayrıca, devletin sosyal güvenlik alanından çekilmesi ve hizmetlerin özel kesime devredilmesi zamanı da gelmiş bulunmaktadır. Devlet gelir düzeyi düşük olanların sosyal güvenlik katkılarını sosyal güvenlik şirketlerine ödeyerek sosyal devlet niteliğini tamamlayabilir.

8 Mayıs 2012 Salı

YÜKSEK ENFLASYON VE ADNAN ŞAHİN

Kamu harcamalarının tamamen vergi ile finanse edilmemesi bütçe gelirleri ile bütçe harcamaları arasındaki dengesizlik sorununu yani "bütçe açığı sorununu” gündeme getirir.

İktidarlar bütçe açığını tamamen vergi ile finanse edemeyince, bu kez vergi dışı finansman kaynaklarına yönelirler. Vergi dışı finansman araçları Borçlanma ve Emisyon dur.

Özellikle belirtmemiz gerekir ki, vergi yükünün giderek artmasının ekonomi üzerinde önemli sorunlara yol açması kaçınılmazdır. En başta vergi yükünün artmasının toplam tasarrufları yatırımları ve emek arzını olumsuz etkilemesi söz konusudur. Bu, netice olarak işsizliğin artması, ekonomik büyüme ve kalkınmanın yavaşlaması ve prodüktivitenin düşmesi anlamına gelir. Dahası vergilerin ağırlaşması vergi kaçakçılığı sorununu da beraberinde getirecektir.

Vergi kaçakçılığı ise tabiatıyla, yeraltı ekonomisinin kayıt dışı ekonominin genişlemesi ve devletin vergi gelirlerinin azalması sonucunu doğuracaktır.

Borçlanmanın da ekonomi üzerinde olumsuz etkileri vardır. Devletin kamu harcamalarını iç borçlanma (Hazine tahvil ve bonoları ihracı, Merkez Bankasından kısa vadeli avans vs.) başvurarak finanse etmeye yönelmesi kısa dönemde faiz oranlarını artırır. Faiz oranlarının artması, üretim ekonomisinin daralması ve yatırımlara aktarılabilecek fonların milli gelire hiçbir katkısı olmayan rant ekonomisi içinde değerlenmesi neticesini doğurduğu gibi. Faiz oranların artması, müteşebbislerin kredi kullanma maliyetlerini önemli ölçüde artırır. Özellikle devletin iç borçlanmaya başvurması üretim ekonomisi üzerinde olumsuz sonuçlar doğurur.

I. Türkiye Ekonomisindeki Temel Sorunlar ve Nedenler

Siyasal iktidarların kamu ekonomisinde sahip oldukları güç ve yetkileri keyfi kullanma eğiliminde olmaları ülkemizde özet olarak belirtmiş olduğumuz aşağıdaki sorunların ortaya çıkmasına neden olmuştur;

• Yüksek Enflasyon

• İşsizlik

• Ağır vergi yükü ve kayıt dışı ekonomi

• Rant Ekonomisi

• Düşük verimlilik

• Gelir dağılımındaki adaletsizlik

• Bölgeler arası gelişmişlik farkları

• Alt yapı yatırımlarındaki yetersizlik

• Mali disiplinsizlik (kamu harcamaları ve kamu gelirleri arasındaki dengesizlik) ve artan bütçe açıklan

• Parasal disiplinsizlik

• KİT’lerin sorunları

• Sosyal Güvenlik Kuruluşlarının sorunları

• Ve diğer ekonomik sorunlar

Bu temel sorunların kaynağı ve neticeleri araştırıldığında asıl sorunun kamu ekonomi- 469 sinin görev ve fonksiyonlarının giderek artması olduğu görülmektedir. Bu ise kamu harcamalarının sürekli artması anlamına gelmektedir. Artan kamu harcamalarının finansman kaynağı ise; temelde vergiler ve vergi dışı finansman araçları olan borçlanma ve emisyondur.

Vergiler devletin en önemli finansman kaynağı olmalarına rağmen toplanacak vergilerin de bir sının bulunmaktadır. Her şeyden önce vergilerin artırılması, vatandaşlar tarafından tepki ile karşılanabileceğinden oy kaybetmek istemeyen ve yeniden seçilebilmeyi planlayan siyasal iktidarlar, vergileri özellikle seçim öncesi dönemlerde fazla artırmamaya özen gösterirler.

EKONOMİK ANAYASA

Son yıllarda dünya iktisatçıları, siyasetçilerin ve hükümetlerin sorumsuzca kullandıkları para basma, vergileme, harcama ve borçlanma gibi yetkilerine sınırlamalar getirilmesi gerektiğini vurgulamaktadırlar, iktisat teorisyenleri siyasal iktidarların ellerindeki güç ve yetkilerin mutlaka anayasal normlarla sınırlandırılması gereği üzerinde durmakta ve ayrıca Anayasal İktisat (Constitutional Economies) adı verilen yeni bir araştırma alanında hükümetlerin ekonomiyi daha fazla politize etmeleri için Anayasanın içerisinde Ekonomik düzenlemelerin oluşturulması önerilmektedir.

Artık dünyada devlet müdahalesini savunan geleneksel Keynezyen İktisat Teorisi, Sosyal Refah Devleti ve benzeri müdahaleci devlet anlayışları reddedilmektedir. Artık dünyada hem bireylerin, hem de devletin hak, yetki, güç ve sorumluluklarının mümkün olduğu ölçüde kesin çizgilerle belirlenmesi gereği üzerinde durulmaktadır. Gelişmiş ülkelerde uygulanan ve adına Anayasal İktisat Teorisi denilen sistem, devletin iktisadi alandaki görev, fonksiyon ve yetkilerinin mutlaka sınırlandırılması aksi halde büyüyen devletin bireylerin hak ve özgürlükleri üzerinde tehlike oluşturacağını belirtmektedir. Ülkemizin bugün gelmiş olduğu noktada ekonomik özgürlüklerin siyasal ve demokratik özürlüklere ne derece etkili olduğu çok açık ve seçik bir şekilde görülmektedir. Bu nedenle dünyada tartışması yapılan “Ekonomik Anayasanın ülkemiz için de son derece elzem olduğuna inanmaktayız. Bu amaçla çalışmamızda ülkemizin ekonomik sorunları ve böyle bir düzenlemeye gidilmesindeki zorunluluğu incelemeye çalışarak, yine ülkemizde çağdaş anayasallığın ve anayasal demokrasinin gereği olduğuna inandığımız ekonomik anayasanın oluşturulması konusundaki önerilerimizi sunmaya çalışacağız.

PARA POLİTİKALARI

Makro ekonomi yönetimindeki keyfiyeti ve popülizm, basiretsiz maliye politikalarının sonucu mali disiplin ve sorumluluk ahlakının bozulması, tutarsız para politikalarının sonucunda para arzının sürekli olarak genişlemesi ve bunun sonucunda giderek kronikleşen enflasyon ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik kaosu açık bir şekilde gözler önüne sermektedir. Ayrıca kamu borçlanmasında disiplinin yok olması ve iç borç yönetimindeki keyfiyet, borç ve faiz ödemelerinin sürekli genişlemesine neden olmaktadır. KİT’ler ve sosyal güvenlik kuruluşlarının da giderek iflasın eşiğine gelmeleri Türkiye ekonomisinde düzen, istikrar, disiplin ve sorumluluk ahlakı için önlemler alınmasını kaçınılmaz hale getirmiştir.

Bütün bunların altında, hükümetlerin ekonomiyi politize etmeleri yatmaktadır. Son dönemdeki hükümet uygulamalarında bunun en bariz örneğidir. Daha 6 ay önce reform olarak tanıtılan ekonomik tedbirler, 6 ay sonra yeni bir reform paketi ile ortadan kaldırılabilmektedir. Siyasi iradenin sorumsuzca almış olduğu ekonomik kararlar, para politikasından vergi politikasına, harcama ve borçlanma politikalarına kadar yine sorumsuzca uygula maktadır. Bunun altında “özel çıkar”, “oy” hesabi doğrultusunda karar ve tercihler bulunmaktadır. Bu hesaplar içerisine giren siyasi aktörler sonuçta kamu ekonomisinde sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadırlar. Amacı iktidarı ele geçirmek olan siyasetçiler seçim öncesinde yalan dolan ve aşınvaatler ile seçmenin oyunu kazanma yarışı içine girmekte, iktidarın elinde bulunduran siyasi parti; elindeki mevcut ekonomi politikası araçlar (KAMU HARCAMALARI, VERGİLER, BORÇLANMA, PARA BASMA vs.) sorumsuzca keyfince kullanarak yeniden seçilme mücadelesine katılabilmektedir, işte ekonomi politikalarının bu şekilde keyfi kullanılması ekonomik istikrarı bozmakta, ekonomik sorunları ağırlaştırmaktadır. Ülkemizin gelmiş olduğu nokta budur. Bu gidişe mutlaka “dur” denmelidir.

PETLAS GENEL MÜDÜRÜ

Ekonomik Politikaların Anayasa İle Sınırlandırılması

Dünya ekonomisi hızlı bir değişim trendi içerisinde bulunuyor. Latin Amerika’dan Uzak Doğu’ya uzanan bir dizi ülkede ekonomide serbestleşme, özelleştirme ve yerelleştirme reformları tüm hızıyla devam etmekte. Türkiye, 1980 sonrasında ekonomi alanında aldığı kararlar ve yaptığı uygulamalarla bu değişime ayak uydurmaya çalışıyor. Ülkemizde 1980’den günümüze ithal ikameci sanayileşme stratejisinden, dışa açık büyüme stratejisine; korumacı dış ticaret politikalarından, serbest ticarete; kapalı ekonomiden, Avrupa ile Gümrük Birliğini gerçekleştirmeyi ve Avrupa Birliği ile bölgesel ekonomik entegrasyona katılmayı hedefleyen bir ortama; bankacılık ve mali sektörde devlet müdahalelerinden, deregülasyona ve liberasyona doğru bir değişim yaşanıyor. Türkiye’de bu alanlarda çeşitli başarılar elde edilmesine karşın, ülkemiz ekonomisi uzun yıllardır ciddi ekonomik istikrarsızlıktan kurtulamıyor. Çünkü, siyasal istikrarsızlık ve bunun sonucu olan makro ekonomideki istikrarsızlık, Türkiye’nin gelişmesini engellemektedir.

Makro ekonomi yönetimindeki keyfiyeti ve popülizm, basiretsiz maliye politikalarının sonucu mali disiplin ve sorumluluk ahlakının bozulması, tutarsız para politikalarının sonucunda para arzının sürekli olarak genişlemesi ve bunun sonucunda giderek kronikleşen enflasyon ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik kaosu açık bir şekilde gözler önüne sermektedir. Ayrıca kamu borçlanmasında disiplinin yok olması ve iç borç yönetimindeki keyfiyet, borç ve faiz ödemelerinin sürekli genişlemesine neden olmaktadır. KİT’ler ve sosyal güvenlik kuruluşlarının da giderek iflasın eşiğine gelmeleri Türkiye ekonomisinde düzen, istikrar, disiplin ve sorumluluk ahlakı için önlemler alınmasını kaçınılmaz hale getirmiştir.